www.Turkmedya.com
Çarşamba, 23 Nisan 2014
Turkmedya.com Google 
Anasayfa |  Sitene Ekle |  Üye Girişi |  Künye | İletişim  
İL PORTALLARI

Almanya
Hollanda
Fransa
Kıbrıs
Ülke Seçiniz

Add to Google
Add to Google
Dilek ÖNDER   -  Vatan
donder@gazetevatan.com
Yazı boyutu            
Sex and the City erkekleri...
Eğer bir şeyin dişisi varsa erkeği de vardır. Ne demekse?

Konuyu uzatabiliriz ama benim söylemek istediğim, Sex and the City kadınları diye bir şey varsa Sex and the City erkekleri de var.

Ben biliyorum.

Hatta seks erkekleri ve şehir erkekleri diye ikiye de ayırabiliriz ama o başka bir konu...

Herkes, özellikle de kadınlar akın akın bu filme giderken, bütün kadın köşe yazarları bu filmden bahsederken bizim gazetede enteresan bir şey oldu.

Geçen salı günü 3 erkek köşe yazarı aynı gün Sex and the City filmini yazdı.

Ben bile daha gitmeden...

Selahattin Duman, Reha Muhtar ve Haşmet Babaoğlu...

Artık filme birlikte mi gittiler, bilemem...

Üç farklı erkek ve üç farklı yorum...

Üçünün de yorumlarını okudum ve “A-Ha!” dedim, “Sex and the City erkekleri...”

Gerçi bir kişi eksik ama olsun!

Sonra kendi kendime, “Uyarlayacak olsam, hangisi, kim olurdu?” diye düşünmeye başladım.

Hatta üşenmeyip mini bir anket yaptım; önüme gelene sordum.

“Sex and the City’nin erkek versiyonu olsaydı, bu üç erkek yazara hangi rolleri verirdiniz” diye...

Herkesin rol dağıtımı benimkiyle aynı çıktı:

Samantha: Reha Muhtar.

Charlotte: Haşmet Babaoğlu.

Miranda: Selahattin Duman.

Niye mi?

Bilemem.

Ama isterseniz film izlenimlerinden yola çıkarak bulmaya çalışalım.

Bakın şimdi...

Selahattin Duman, “Bu kızların hayatına bir Türk erkeği girmediği için ideal erkeği daha çook ararlar” diyor.

Muhtemelen filmin city kısmında uyuyup seks kısmında, “Hıı, N’oluyor, kaçırmadım di mi?” pozisyonunda toparlanmaya çalıştığından, kızların mutsuz hallerine denk gelmiş...

Film, National Geographic’teki kaplan pornolarına benzemiyor tabii...

Bu, konulu...

Gerçi onları da konulu hale getirdiler ya; “Josy uzun zamandır evinden ayrıydı” diye..

Josy kim?

Erkek kaplan!

Ama sanki o, dişi peşinde koşan ilkel bir hayvan değil, Casablanca’da Humphrey Bogart!

Yakında Josy iş toplantılarına da başlayacak, az kaldı...

Her ne kadar biraz uyuklamış olsa da, Selahattin Duman’ın “Sebepsiz dayak yeseler, ya benim olacaksın ya kara toprağın tehdidi alsalar” söylemi, feminist duyarlılığını yansıttığından, onu Miranda’ya yaklaştırıyor olabilir...

Haşmet Babaoğlu’nun Charlotte rolüne yakıştırılması, sanırım biraz romantik olmasından...

Gerçi onun da, önünde oturan kadına bakmaktan filmin can alıcı sahnelerini kaçırdığından şüpheleniyorum.

Neden mi?

Dört kadının da çatır çatır seks yapıp sonra da birbirlerine nasıl yaptıklarını anlatmalarını konu alan film için, “Ama gerçekten cinsellikten konuşuluyor mu? Hayır. Hep şaka-fıkra-dedikodu kıvamında” demesinden...

Bir de ön koltuktaki kadının ayağına altına alışını anlatışından...

Yoksa kadınların böyle şeyler konuşabileceklerine mi inanamadı?

“Yok canım, bu anlattıkları gerçek olamaz. Fıkradır, fıkra.”

Gelelim Samantha’ya...

Bir erkek için Samantha’ya uyarlanmak iyi bir şey mi kötü bir şey mi, biliyorum.

İyi bir şey...

Her erkeğin kalbindeki “ben kadın olsam herkese verirdim kalbimi” olayı...

Reha Muhtar’ın Samantha seçilmesindeki etken nedir acaba?

Bence filmi yorumlamasından gayet açık anlaşılıyor:

“Sex and the City kadınları ve Sex and the City erkekleri... Boşuna ruh ikizlerini aramasınlar... Üzgünüm ama bulamayacaklar...”


Turkmedya.Com Bir İnternet Holding A.Ş. İştirakidir. © Copyright 1996 - 2010